ne ilk nede son gülün olacağım.Ben sadece senin nazlı gülün kalacağım....

Hakkımda

SEVDİĞİMİN NAZLI GÜLÜ OLARAK KALACAĞIM ONUN İÇİN YAŞAYACAĞIM.



Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler

Kategori yok <

Arkadaşlarım


canon766
tumguzellikler
sevgiyleyolculuk
sevgikalpli
refikabusem94
sennurrhobi
duyguyayolculuk

SEN GELSENDE BEN AĞLAMASAM..

click to comment
click to comment

Bir sabah hıçkırıkla uyansan
Pencerelere koşup güneşi arasan
Umudun kenarını kemire kemire
Akşamı alsan odana
Beni ne kadar seversin kim bilir...
Sonbahar olsan, bütün kış sana ısınsam
Yağmur düştüğünde pencereme
Geldiğini anlayıp koşa koşa
Kısa kollu yüreğimle yollara koşsam
Döktüğün yaprakların kuruluğuna aldırmadan
Avuçlarıma alıp yüzüme sürsem
Gözyaşlarımla yaprakların ıslansa
Bu sonbahar gelsen
Gelsen de artık ağlamasam...


Tarih: , 29/6/2009
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

SÖYLEYİN ONA NE OLUR..


Ey gece, sevdiğime söyle,
yanındayım ben hep,
onunla yüreğim, ellerim, gözlerim.
Ara sıra, o da düşünsün beni,
karanlık çöktüğünde.

Ey rüzgâr, sevdiğime söyle,
sen savururken umutları,
diyardan diyara,
toplasın yerlerden hayallerimi,
bassın bağrına sevgiyle...
Kimbilir,
hayaller gerçekleşir belki,
onun eli değdiğinde...


Ey deniz, sevdiğime söyle,
Köpük köpük sahiline vurduğumu.
Unutmasın bıraktığı yerde durduğumu.
Her martı çığlığında, çınlasın sesim,
yüreğinin en derinlerinde...

Ey hayat, sevdiğime söyle,
onsuz bir anlamın olmadığını.
Söyle ona,
deli divane bir gönlün,
kuytularda ağladığını.
Ve
Onu unutmadığını,
Unutmayacağını...


Tarih: , 17/9/2008
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

DALGIN BİR KADIN...



Sorulmaz kaidesiyle yaşını hiç sormadım
Seneler dalmış gitmiş gözlerine..
Zaman tahripkarlığını unutmuş
Kapanmış dizlerine


Dalgın bir kadın;
Galiba biraz sarışın
Esmerlerden iz taşıyor saçları
Ne zaman örüklerini çözse
Rüzgar dağılır tel tel
Ancak sihirli bir düşte okşayabilir
Simsiyah saçlarını bir el..

Kudretten kınalı parmak uçları
Beyaz bulutlar gibi elleri
Ayda yılda bir tokalaşmak istese
Milyonlarca aşığın konuk evidir yüreği

Zemheriye meydan okuyup durur
Koynundan bir kez nasip alan can
Sıcak nefesi hangi diyara değmiş
Mevsim mutlaka yaz orda
Ve aylardan haziran

Sarıldığında gelin koynu gibi sıcaktır kucağı



Kutup yıldızı gibi parlıyor
Gözlerinin değdiği her göz
Şiir olmak istiyorsa söz
Dilinden icazet alıyor
Aşk göğünün girişinde bir tek onun adı yazıyor
Yürüdüğü yol menzilin ta kendisi
Uğradığı gülistana hazan uğramaz
Dikenler boyun büker her el uzatışında
Sadece teninin değmediği güller soluyor

Ne zaman gözlerini yumsa akşam oluyor;
Dalgın bir kadın galiba biraz sarışın
Titrek bakışlarından belli ki aşka biraz mesafeli
Eline şehvetle değmemiş bir erkek eli
O yüzden deryaları mavilendiren gözleri
Göz kapaklarını kapattığında hep nemli
O yüzden gözlerimi kelepçeleyen gözleri mahzun
O yüzden şiirim suskun
Ve o yüzden seviyorum onu..

vahdet nafiz aksu


Tarih: , 26/8/2008
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

HOŞGELDİN AŞK....

 



hoşgeldin aşk..


nice zamandır hasrettim sana
hoşgeldin, sefalar getirdin...


uzak yollardan mı geldin bana
çok mu yoruldun, yaralandın onca yolda
çiçek açmış sevda ağaçlarından
hüzün meyvesi mi topladın, getirdin bana
hasreti katık mı ettin azığına
umutla mı beslendin
nice zamandır bekliyordum sabırla,
hoşgeldin aşk, sefalar getirdin

geceleri üşüdün mü, çok..
sabahlara kadar acıyı mı demledin,
yüreğinin ocaklarında
avuçlarını kanattı mı çiçeklerimin dikenleri
yaralarını sardı mı hayalim
sevindin mi sevildiğine?
hoşgeldin aşk, nice zamandır hasrettim sana
sefalar getirdin.

yolun uzundu, kaç mevsim geçirdin?
ellerin üşürken ruhun ateşlerle yandı mı
yangınları söndürdü mü yağan yağmur, lapa kar
bezdirmedi mi hiç seni bunca uzaklar?
vazgeçmeyi hiç mi düşünmedin?
yüreğini açtın mı sonra ışığa?
güneş damladı mı sıcak, kalbinin odalarına?
ben hep seni bekledim, nihayet geldin,
hoşgeldin aşk, sefalar getirdin.

karşına çıkan kırık kalpleri onardın mı,
susuz kalmış, toprakları ıslattın mı,
gözlerinden boşalan sel gibi sevgi sularıyla.
buz tutmuş kalpleri nefesinle ısıttın mı?
geçtiğin yollardaki vazgeçmiş yüreklere,
sabrı, beklemeyi öğrettin mi söyle,
renkli şekerler yapıp aşk parçalarından
unutmuş yüreklere dağıttın mı?
kendi hikayeni anlatıp, aşkı bilmeyenlere,
ağlattın mı?

ne zamandır seni bekliyordum aşk
biraz geciktin, ama iyi ki geldin
hoşgeldin, sefalar getirdin...

Tarih: , 8/8/2008
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

sevdim ya gerisi boş...


Gökkuşağı zayıf kaldı, senin
renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde
olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,
orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar
kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne
ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.

Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım
seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Kırmızıydın bir
ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize
tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.

Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve
ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
olduğunu anladım seninle...

Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen
girebilirdin.

Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.

Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok...

Tarih: , 5/8/2008
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 
Sitene Ekle



Click here for Myspace Layouts
<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->